Zanka

Prof. Dr. Gazi Özdemir


Prof. Dr. Gazi Özdemir

Bilgi eksiği olan kimse, bilmediği konularda korkak olur veya zarar verici cahil cesareti gösterir. Ayrıca bilmediği konuları bilen veya bu konuları bildiğini söyleyen kişilerin söyledikleri her şeyi doğru kabul eder ve çok çabuk etkilenir. Araştırarak ve okuyarak kendine mal ettiği bilgisi değil, kulaktan dolma söz ve başkalarının kabul ettiği davranışlarına dayanan inançları ön plandadır.

Birileri nasıl istiyorsa ve abartılı da olsa gösterdiği bir şeyi hemen mucize diye kabul eder, gerçek sanır, o da öyle düşünür ve öyle hareket eder. Söylenenleri mutlak kabul eder, büyülenmiş gibi dinler ve sorgulayamaz. Çünkü sorgulamaya kalktığında cahilliğinin, bilgi eksikliğinin fark edilmesinden korkar.

Aynı şekilde herhangi bir konuda olduğu gibi, özellikle dinî konulardaki bilgisizlik, önce kişinin yeterince aklını kullanmasını engeller ve hatalı değerlendirmeler yapmasına yol açar. Sonunda da kişi bir taraftan bilgisiz olduğu konudan korkmaya başlarken, diğer taraftan ise bilgisiz ve korktuğu konu din ise inancı zedelenir ve dinin kurallarını ya hiç uygulamamaya /tefrite veya abartılı uygulama şeklinde bir aşırılığa, ifrata yönelir. Dolayısıyla da imanı zedelenir.

Çünkü bilgisizlik körlüğü davet eder. Bilmediği bir şey karşısına çıkınca hemen onun saçma olduğunu söyleyip reddeder. Körlük ayrıca imanın güçlenmesini engeller. Böylesi bir körlük bazılarını kötü alışkanlıklara, kolay kandırılır biri olmaya, sözde tarikat veya sapkın ve Kur’an dışı gruplaşmalara veya dini kullanan şiddete yöneltebilir. Halbuki Fatır-28’de ilmin takvayı arttırdığı açıkça ifade edilmektedir.

Fatır-28. Aynı şekilde insanlar, yabani hayvanlar, evcil hayvanlar da çeşit çeşit renklerdedir. İşte bütün bunları araştırıp, gizli bilgilerine vakıf oldukları için, kulları arasında Allah'ın varlığını ve gücünü gereği gibi kavrayan, aşırılıklara sapmayan ve içtenlikle iman eden ancak bilim adamlarıdır /ulemalardır. Ve gerçek şu ki Allah, üstündür ve bağışlayandır /Aziz’dir ve Gafur’dur.

Bu nedenle de Hz. Muhammed, bilgisizleri kınamamış, tersine onlara acımış ve şunu demiştir:

Ben onlara beddua etmem, onlar için ancak şunu söylerim; Allah’ım! Şu toplumuma ışık ve aydınlık ver. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.”.

A’raf-199’ncu ayette de Hz. Muhammed’e cahilden uzak durması tavsiye edilir.

A’raf-199. Ya Muhammed! Sen hoşgörülü /affedici ol, iyiliği öğütle ve cahillerden de uzak dur.

Yine Mülk-22’nci ayette cahil ve bilgisiz olanın sürünerek yürüdüğüne değinilmiştir.

Mülk-22. Yine onlara şunu da sor; “Varılacak yere giderken, etrafına tam bakamayıp, cahilce ve bilgisizce yüzüstü sürünen gibi giden mi, yoksa bilinçli ve doğru yolu /sıratın müstakiymi seçmiş olarak ve dimdik vaziyette yürüyen mi daha çabuk hedefe varır?”. Keşke bunları düşünebilseler.

İçinde korku olan kişi, korktuğunu sevemez. Çünkü korkunun zıddı sevgidir ve sevgi, korku olan yere gitmez.

Dinî kuralları ve Kur’an’ı anlamadan okuyan ve dolayısıyla anlamadığı Arapça kelimeleri ile yüzeysel olarak bilen ve kendini din adamı diye tanıtan kişiler, karşılarındaki bilgi eksiği olan kişilerin korku duygularını bilerek, genellikle Allah’ı bir korku unsuru olarak kullanırlar. Korkuları iyice artmış olan insanlarda da bu defa yoğun bir günah korkusu yaşanmağa başlar. Bu yoğun günah korkusu da sonunda kişileri, dine ilişkin aşırı kuralcılığa, sayılı ibad etme uygulamalarında hata yapma endişesine ve dini şekle indirgemeyi ön planda tutmaya yöneltir. Çünkü ibad etmesinde Allah’ın rızası diye sayıyı tutturma hedefi ön plana geçmiştir ve sayıyı eksik yapmayı günah ile eşitlemiştir.

Yine Kur’an anlaşılmadan okunursa ve Allah’ın tek isim olmak üzere İSLȂM diye tanımladığı din demek olan muhkem kurallar öğrenilemez. Dolayısıyla her biri birer farz ve ibad etme /Allah’a kulluk etme yöntemi ve ders konusu olan bu muhkem /değişmez ana kurallar özümsenmezse, kişinin davranışlarına ve günlük yaşamına yansımazlar. Böylece de kişi aşırı bencil davranır ve Şeytan yandaşlığına yönelme riski fazla olur.

İşte din demek olan ve Kuran’da 440 sayıda belirlemiş olduğum bu kuralları (226’sı yasaklar veya haramlar, 214’ü ise yapılmamız istenenler), bulundukları ayetler ışığında “KUR’AN VE SON İSLAM” kitabımda bir arada toplamış bulunmaktayım. Son İslâm dedim, çünkü Tevrat’taki muhkem kurallar bütününe “Daha önceki İslâm”, İncil’dekilere ise “Önceki İslâm” ifadelerini kullandım ve her ikisini bir kitap halinde topladım.

Selçuklu Sadrazamı Nizamülmülk’ün başlattığı Medrese eğitiminde 1100’lü yıllardan başlamak üzere Evren’i araştırmaya yönelik bilimsel eğitim bozulmuş, sürekli eski fetva ve görüşlere ilişkin bilgilerin tekrarı ile vakit geçirilmeye başlanmıştır. Ve oluşturulan korku nedeniyle sorgulayıcı ve eleştirel akıl bastırıldığı için araştırma ve yenileşmeye engel gelişmiş ve ezbercilik yolu seçilmiştir. Çünkü bu eğitim sisteminde özgür ve yeni düşüncelere yer olmuyordu

Einstein’ın dediği gibi:

Bilimde ölümsüz ve mutlak kuramlar yoktur, inançlar ise kendi düşünce ve hareketlerini ezelî ve ebedî göstererek gücünü kabul ettirmek ister.”

İnsanın tam bilemediği ve dolayısıyla korktuğu konularda abartmaya ve aşırılığa /ifrata kaçtığı veya önemsemeyip uygulamadığı /tefrit ettiği konular genellikle ibadet etme şekilleri (namaz, oruç, Hac, kurban kesme, riba vs) ve ölçülemeyen inanç, iman, sevgi ve bağlılık gibi duygusal konular olmaktadır.

Bilgisiz kişi, eksik bilgili veya bilgisiz din adamları tarafından konulmuş olan ve Kur’an’da yer almayan ilave kurallara uyma ve uymama arasında bocalar. Kur’an’ı anlayarak okuyamadığından, bu kuralların Kur’an’da olup olmadığını bilmez ve kendisine söylenen bu ilave kuralları mutlak doğru zanneder ve hata yapma korkusu, günah işleme, Allah’ın gazabına uğrama endişesi içine düşer veya düşürülür.

İnsanların yaptığı kötülükler gerçekte birer hatadırlar ve bu hataların temelinde de bilgisizlik ve cehalet yatmakta olduğundan, bilgisiz kişi de kötülüğe kolayca sapabilir.

Allah’ı korku ile tanıyan ve cezalandırıcı olarak bilen kişi, zamanla “Allah, O’nu tanıyanları ve eksik imanda olanları mademki cezalandırıyor, ben de inanmam ve cezalandırılmış duruma düşmekten kurtulurum” düşüncesine kapılıp Ateist-inkârcı duruma düşebilir.

Halbuki Allah, koşulsuz sevgi ve merhameti oldukça bol oluşu ile her olumluluğa katları ile ödül veren olarak görülse hem inkâr etmeler hem de sapmalar daha az olacaktır. Çünkü Allah, olumluluğa kat kat fazlası, olumsuzluğa ise aynı derecede karşılık verdiğini bize bildirmektedir.

Kasas-54. Diğer kitaplara inananlardan Kur'an'a da inananların ödülleri, güçlüklere göğüs gerip sabretmelerinden dolayı iki kat verilecektir. Çünkü onlar kötülüğü /olumsuzlukları salih amellerle /faydalı işlerle uzaklaştırırlar ve kendilerine verdiğimiz nimetlerden muhtaçlara yardım için pay ayırırlar /infak ederler.

Kasas-84. Kim salih /olumlu amelleriyle gelirse, kendisine ondan daha fazlası karşılık olarak verilecektir. Kim de olumsuz amelleriyle gelirse, böylesi amelleri olanlara, ancak yaptıklarına eşit bir karşılık verilecektir.

Hatta Bakara-261’nci ayette Allah’ın rızasını gözeterek yapılan bir yardımın 700 kata kadar bereketlendirileceğine de değinilmiştir.

Bakara-261. Ey insanlar! Şunu bilin ki, servetlerinden sadece Allah’ın rızasını hedefleyerek muhtaçlara yardım edip bir ihtiyaçlarını giderenlerin /infak edenlerin örneği, her birin­den yedi başak ve her başakta 100 tane olacak şekilde çoğalan bir buğday tohumuna benzer. İşte Allah, hak edene ve puan durumuna göre uygun bulduğuna, ödülünü böyle katlayarak verir. Çünkü Allah, cömerttir /Vasi' ve her şeyi en iyi bilendir /Aliym’dir.

Konuya devam etmek üzere inşallah..

NOT: NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "SON DAVET KUR'AN Tercümesi", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "OKU! Konularına göre Kur'an ayetleri", "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLȂNA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM”, “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”, “ALLAH’TAN ALACAKLI OL”, “ÖZDE VE SÖZDE DİNDAR”, “ALLAH KİMİ SEVER, KİMİ SEVMEZ” VE “HADİS VE SÜNNET GERÇEĞİ”

 



Bu içeriğe emoji ile tepki ver